|
17 Şubat
Uzun zamandır uğramamıştım buralara.göğün griliğinde kendimi aradığım günlerin vefasızlığıydı belkide soğuk hava gibi kokup bir o kadarda içimi kaynatan. bu
çıplak ağaçlarla sarılmış kaldırım kenarlarındaher yürüyüşümde pis ve aç bir kediye beslediğim annelik duyguları,akedeminin boya kokuları,siyah postalıma yapışmış çamurun ağırlığı ve iç gıdıklayıcı sesi,sırtımdaki çantamda akşamdan koyduğum sefer tasının .
değdiği yerdeki huzursuzluk ayrılmaz parçalarımdı.günün birinde,günün birinde diye başlayan umut
dolu hayellerin iki dişimi birbirine nasıl kenetlediğini,tırnaklarımın avucuma sıkışıp sonradan hissettirdiği acısını,adımlarımın hızlanıp,soluğumun mecburmuşum gibi aldığım zamanların çekilmezliğini çektiğim
anşardı.nereden başlayacaktım,nerede bitecekti.Sadece yokuşlardan inerken mutluydum.hayatın en kolay ilerlemesiydi bu.Ya cesur olup,sahnede oynayan sen olacaktın;yada oturduğun koltuğun rahatlığına varıp,sonunda alkışı sen tutacaktın. Yaşadığımız hayat açıklanmayı değil,anlaşılmayı bekliyordu bizden.Oysa biz didik edip maddelere dökmeye çalışıyorduk.ve sonu mutsuzluk oluyordu hep......
|
|