|
(Roman) Denklik Arayışları 1 Kayıp Kuşak(4)
22/05/2004 Yarım bırakılan işlerden dolayı kendime kızarım.Ne diyordum sanat ile bilim farklıdır; önce tanımlar yapılmalı ki farklılıklar görülsün, tarih içindeki işlevleri çıkartılsın ve sanatçının günümüzde topluma yön vermesi ne kadar
sağlıklı veya bilimin topluma yön vermesi nereye kadar olmalı “ bilelim”. Bu kez bilimden başlayalım: Bilim en kestirme tanımıyla “yöntemle bilgi edinme
çabasıdır. ” Şu halde yöntem değişirse, bilimde değişir ve bilgi ürettiğimiz nesne hakkındaki fikrimiz de değişir. Tabi kimse bir şey anlamadı. Üniversite gençliği sokakta bağırıyor “özerk, demokratik, bilimsel, parasız eğitim istiyoruz!”. Konumuz açısından: acaba bu öğrencilerimiz bilim nediri sorgulamışlar mıdır? Mesela acaba senin bir fikrin var mı? İnsanlarımız ne düşünüyordur? Bilim nedir? Belki, işi biliyorsan, bilim üzerine felsefe mi yapmaya çalışıyor
diyebilirsin; hiç niyetim yok; sadece açık –seçik bilgi alanımızda mıdır .
bilim, özellikle gençler talep ediyorsa, öğrenciler veya bilim sendikası kurmuş insanlarımız, öğretmenlerimiz, onlar da bilim nedir biliyorlar mı? Bunu merak ediyorum. Acaba hangi bilimden yanadırlar veya hangi bilime taraftırlar? Keskin solcularımız
çözebildiler mi acaba bu soruyu? Neyse lafı fazla uzatmayalım. Tanıdığım birkaç kişi hariç hiçbir üniversite genci ve (zaten genç liseli arkadaşlarımızın .
bu türden bilgiye ihtiyaçlarını maalesef hiç gözlemleyemedim) lise gençliği ve öğretmen arkadaşların ilgi konularına girmediği için, bilim nedir? Hangi bilime tarafız? türü sorunları boş, cevapsız bırakır. Nazım’ın şiirlerini okuyup saz çaldılar mı yeterli bilgiyi edinmiş oluyorlar! Duygulanım dönemini aşamadık gitti! Hoyrat arkadaşlar toplumsal devrime böyle hazırlanıyorlar! Biraz daha sirke küpü olanlar Mao okumaya çalışıyorlar. 1980 öncesinde devrimci olanların ve o kuşakların kültürüyle beslenenlerin ne işine yarardı ki bilim? Devrim yaklaşırken “ufuktayken” kimin umurunda olur bilim? Varsa yoksa devrim tahlillerini yapıldığı devrim
bilimi! Tabi ki fraksiyonlara göre değişen devrim tahlilleri… Üstelik hepsi keskin maddeci diyalektik yöntemle bilimsel sosyalist tahlillerde bulunuyorlardı! Keza, bu
geleneği bugün de devam ettirenler var. Hâlâ anlaşılamayan: Yöntemin tek, fakat nasıl oluyor da aynı koşullar altında farklı tahlillere varıldığıdır. Hatta kişilere kadar ayrı tahlillerin, aynı yöntemle edinildiğidir.Açıkçası, anarşist değilim ve burada bir yol ayrımında olduğumu belirtmeliyim.Bilgi göreceli değildir! Toplumun ve doğanın değişim, dönüşüm, çözülme, büzülme, çökme, çürüme, birbirine geçiş gibi yasaları vardır ve bu nesneldir.Sorun toplumsal evrim konağının kişilerdeki
yansıması ve yöntem sorunudur. Yöntemler teori olmadan uygulanırsa kişiselleşir! Veya hiç olmazsa “grup kararıyla” tarih (her ne tarihiyse) yanlış yorumlanır; demek ki mihenk noktamız neymiş: Teori.Can sıkıcı olduğunu biliyorum kaptan, ama sanatçının teorik etkinliği var mıdır? Yani toplumu dönüştürmede toplumsal .
mühendislik yapacaksa, bir teoriye yaslanması gerekmez mi? Diyelim ki teorisi var biz bu teoriyi nasıl sınayacağız? Estetik vuruşların her biri varsayım mı olacak? İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi yargıları neye göre vereceğiz? Nitelemeleri neye göre yapacağız?Şunu da söylemeli: Sınırımız veya teoriyi de sınayacak ölçütümüz yani teoriye de yukarıdan baktıracak ölçütümüz nedir? Elbette bu soru bilimlerin teorileri için de geçerlidir. Söylemeye gerek
var mı? Felsefe mi? Doğrudur!Sanat mı? Bence değil. — Soğan mı alacağım? (bunu da buraya yazayım ki unutmayayım. Belge olsun,
ne olur, ne olmaz) - …— 2 kilo alırım,- …— Hemen mi alayım?- …— Patates mi? Sonra alsak olmuyor mu?- …— Senin yemek yapma saatlerinle benim ilham saatlerim pek uyuşmuyor. Bunun için gece yarısı çalışmak iyidir ama
uykusuzluk çekilmiyor. (Aynen senin gibi.) Soğan, patates, domates, ½ kıyma, limon… Yazdım.- …— Ne demek akşama kadar alır mıyım? Evin hamalının işi nedir? - …— Bence insanlık tarihi erkeğin hamallık için insan olması ve kaderine isyan etmesi tarihidir.-
…— Uzatma. Tamam. Yersen diye şey ettimdi zaten. Dışarı çıkıyordum ben de…
|
|